Güney Amerika’dan gelen, kırılgan ve kafası karışık bir kadın olan Blanche DuBois, hayatında yaşanan dramatik bir olayın ardından kız kardeşi Stella’nın yanına, New Orleans’a taşınır; ancak burada Stella’nın kaba, baskıcı ve acımasız kocası Stanley Kowalski ile sert bir çatışmaya sürüklenir. Blanche’ın hassas dünyası yavaş yavaş çökerken, teselliyi kız kardeşi Stella’da arar; fakat içine sürüklendiği aşağı yönlü sarmal onu affetmeyen ve zalim Stanley ile yüz yüze getirir.
Tennessee Williams’ın zamansız başyapıtında Gillian Anderson, Vanessa Kirby ve Ben Foster başrolleri üstlenirken, vizyoner yönetmen Benedict Andrews’un büyük beğeni toplayan bu çarpıcı yorumu, 2014 yılında Londra’daki Young Vic Tiyatrosu’nda kapalı gişe sahnelenen gösterim sırasında canlı olarak filme alınmıştır.
Jessica Parks, Londra Kraliyet Mahkemesi’nde aykırı bir yargıçtır; zeki, şefkatli ve her zaman adil olmadığını bildiği bir sistemi değiştirmeye kararlıdır. Ancak kariyeri, annelik, arkadaşlık ve ulaşılması zor olan “her şeye sahip olma” kavramı arasında denge kurarken varlığını sürdürmektedir.
Peki, akıl almaz bir olay onun ince ayarlanmış hayatını alt üst ettiğinde, ailesini bir arada tutabilecek mi yoksa her şey dağılıp gidecek midir?
Akli dengesi bozuk ve aşırı kuralcı bir Amerikalı general, Sovyetler Birliği’ne hidrojen bombası saldırısı emri verir. Ancak bu emir, 90 yıl boyunca radyoaktif kirliliğe neden olabilecek tuzlanmış bombanın yıkıcı sonuçlarıyla yüzleşen bir grup iyimser politikacı ve generalin, küresel bir nükleer felaketi önlemek için çaresizce mücadele etmesine yol açar.
Jack kırsalda ağırbaşlı bir centilmen, şehirde ise özgürlüğün tadını çıkaran “başka biri”. En yakın arkadaşı Algy de kendi sahte kimliğiyle oyuna katılınca, iki centilmen iki genç kadını etkilemek için bir yalanlar sarmalına sürüklenir. Yalanlar büyür, roller karışır, işler çığırından çıkar. Oscar Wilde’ın sivri zekâsıyla kaleme aldığı bu kült komedi, hâlâ taptaze bir oyun: Ciddiyetin ne kadar önemli olduğunu fark etmeden önce…
Coralie Fargeat, seyircinin aklını başından alan son filminde kadınlara dayatılan güzellik standartlarını topa tutuyor. Demi Moore’un muhteşem performansıyla güçlenen Oscar® ödüllü Cevher, kendine hem korku sinemasında hem de feminist külliyatta sağlam bir yer ediniyor.
ABD ve Meksika arasındaki kanunsuz sınırda idealist bir FBI ajanı (Emily Blunt) bir özel operasyon kuvveti ajanı (Josh Brolin) tarafından yükselen uyuşturucu savaşında görevlendirir. Şüpheli geçmişe sahip esrarengiz danışman (Benicio Del Toro) tarafından yürütülen takım Kate’in hayatta kalma mücadelesi verirken inandığı her şeyi sorgulamasına neden olan gizli bir operasyonla görevlendirilirler.
Başrollerinde Kate Winslet ve Jim Carrey’nin yer aldığı bu klasik film, eski sevgilisi Clementine’in ilişkilerine dair tüm detayları hafızasından sildirince, aynı prosedürü uygulamaya karar veren ancak yaşadıkları güzel anları hatırladıkça süreci durdurmak isteyen Joel’un hikayesini beyaz perdeye taşıyor.
Jessica Parks, Londra Kraliyet Mahkemesi’nde aykırı bir yargıçtır; zeki, şefkatli ve her zaman adil olmadığını bildiği bir sistemi değiştirmeye kararlıdır. Ancak kariyeri, annelik, arkadaşlık ve ulaşılması zor olan “her şeye sahip olma” kavramı arasında denge kurarken varlığını sürdürmektedir.
Peki, akıl almaz bir olay onun ince ayarlanmış hayatını alt üst ettiğinde, ailesini bir arada tutabilecek mi yoksa her şey dağılıp gidecek midir?
Bir çiftin kırsala taşınması, ilişkilerini, hayatlarını ve bedenlerini kökten değiştiren doğaüstü bir olaya yol açar.
Shuichi Yoshida’nın aynı adlı romanından uyarlanan 2025 yapımı Japon drama filmi, iki kurgusal Kabuki sanatçısının hayatını ve kariyerini konu alıyor. Yakuza çete başı babası ölünce, 14 yaşındaki Kikuo ünlü bir Kabuki oyuncusunun yanına evlatlık verilir. Kikuo, adamın oğlu Shunsuke ile birlikte bu geleneksel Japon tiyatro sanatını öğrenmeye başlar. İki genç onlarca yıl boyunca büyür ve gelişir; skandallar ve zaferler, dostlukla ihanet arasında rakip ve kardeş olarak birlikte yol alırlar.
2013 yılında Venedik’te gösterilen Clint Eastwood’un Unforgiven filminin yeniden uyarlamasıyla tanınan Lee Sang-il’in son filmi Kokuho, 18 Mayıs 2025’te 2025 Cannes Film Festivali’nin ‘Yönetmenlerin On Beş Günü’ bölümünde dünya prömiyerini yaptı. Ayrıca film, Japonya’da milyonlarca izleyiciyle buluşarak en çok izlenen filmler arasına girdi.
Berlin’de ödüle doymayan film, birbirini hiç tanımayan nev-i şahsına münhasır Endre ve Maria’nın rüyalarının da işin içinde olduğu alışılmadık, komik ve masalsı aşklarını anlatıyor.
Bir mezbahada yöneticilik yapan ve pek de konuşkan sayılmayan Endre’nin hayatı, mezbahayı denetlemek için gelen Maria’nın ortaya çıkması ile tamamen değişir. Endre, görür görmez etkilendiği Maria’ya karşı olan duygularını kendine bile söyleyemez. Maria’nın kılı kırk yaran tavrı da bu durumu kolaylaştırmamaktadır. Fabrikada gerçekleşen hırsızlık olayının soruşturması devam ederken bu iki insan aslında her gece kimsenin bilmediği bir alemde buluşmaktadır.
Oldboy, yıllarca hapis tutulan bir adamın serbest bırakılmasının ardından intikam arayışını konu ediyor. Dae-su Oh adında bir adam, bir gün kaçırılır ve 15 yıl boyunca eski püskü bir hücrede tutuklu kalır. Hiçbir açıklama yapılmamıştır. Sonra bir gün serbest bırakılır. Eline, para, cep telefonu ve pahalı kıyafetler verilir. Bu adam başına gelen bu durumun nasıl ve neden olduğunu anlamak ve gereken intikamı almak konusunda kararlıdır. Bu sırada Dae-su Oh aslında kendisini kaçıranların daha da büyük bir planının olduğunu keşfeder. Ancak bu planın özü acı dolu bir yoldan geçmektedir. Gerçeği bulmak ise bu yolun ta kendisidir. Oldboy 2004 Cannes Film Festivali’nde prömiyerini yapmıştır.