FESTİVAL GÜNLÜĞÜ
9 Ekim - Festival açıkhava gösterimiyle veda etti

9 Ekim 2019

Festival açıkhava gösterimiyle veda etti

 

Başka Sinema Ayvalık Film Festivali sona erdi. Pedro Almodóvar`ın filmi Acı ve Zafer`in gösterimi sürerken patlayan fırtınayla açılan festival, Cunda Pazar Meydanı`nda Ahmet Katıksız`ın yönetmenliğini üstlendiği Bizim için Şampiyon`un gösterimiyle kapandı. 4-9 Ekim arasına adeta birkaç mevsim sığdı. 6 bölümde 34 ülkeden 59 film gösterildi. Ayvalıklılar ve festival için Ayvalık`a gelenler sezon boyu konuşulacak filmleri izleme imkânı buldu.

Bu yıl festivalde KAV Yılın Yönetmeni Ödülü`Kız Kardeşler filmiyle Emin Alper aldı. Antonio Cosentino`nun festival için hazırladığı “Ellerin Havada Keşke Hep Öyle Kalsa” başlıklı sergi yoğun ilgi gördü. İzmir, Diyarbakır, Antep ve İstanbul`dan gelen üniversite öğrencileri her gün yönetmen, yapımcı ve oyuncuların yürüttüğü atölyelere katıldı. “Yeni Sinefiller: Yeni Mecralar, Yeni Seyirciler” seçkisine eşlik eden Nasıl İzliyorlar? ve Nasıl Yapıyorlar? başlıklı iki panelin yanı sıra “Ortak Gelecek” bölümü dahilinde “İklim Krizi Geleceğimizi Nasıl Etkileyecek?” başlıklı bir panel ve “60`ların Düşleri Buhar mı Oldu?” seçkisiyle birlikte bir konuşma düzenlendi. Ayrıca sinema yazarı Nick James`le sinema yazarı Yeşim Tabak, “Filmleri Yeniden Yazmak” başlığı altında sohbet ettiler.

Festival süresince bazı geceler havanın beklenenden soğuk olmasına rağmen açıkhava gösterimleri de hayli ilgi gördü.

Son gün Ma`adra Binası`nda 140journos`un öğrencilere verdiği internet belgeselciliği atölyesiyle başladı.

Festivalin son gününde saat 14`te Ma`adra Binası`nda Aylin Kuryel ve Fırat Yücel`in yönettiği Baştan Başa gösterildi. Ardından Fırat Yücel izleyicilerin sorularını yanıtladı. Türkiye`de kaliteli saça sahip insanların yaşadığı düşünülen bir köyden gelen saçların koşer saç ticareti yoluyla İsrail`e gidip peruğa dönüştürülmesini anlatan film için Yücel, “insanın doğal bir parçasının metalaşması ve bu sürecin gittikçe absürdleşmesini anlatıyor,” dedi. Vural sinemasındaysa saat 14`te, Ağaçlardan Bahsetmek`in gösteriminin ardından Suhaib Gasmelbari seyircilerin karşısındaydı. Yönetmen gösterimin ardından Sudan`daki sıcak gelişmelerden bahsetti, bugün umutlu ama temkinli bir ruh hali içinde olduklarını anlattı. Saat 19`daysa Vural sinemasında Aden`in gösteriminin ardından yönetmen Barış Atay ve senarist Onur Orhan izleyicilerin sorularını yanıtladılar. Atay, “Etrafımızda kapanlar olduğunu, ama koşmaya devam ettiğimizde kapanlardan kurtulma şansına sahip olduğumuz bilmek lâzım,” dedi. Filmin hangi zamanda geçtiğine dair bir soru üzerine de yönetmen, “Aslında yöre her yer ve hiçbir yer, zaman da her zaman ve hiçbir zaman, bizim amaçladığımız oydu,” diye yanıt verdi.

Cunda Pazar Meydanı`ndaysa festival için kurulan açıkhava sinemasında kalabalık bir izleyici kitlesi Bizim için Şampiyon`u seyretti. Ayvalıklıların yoğun ilgi gösterdiği kapanış törenine oyuncular Farah Zeynep Abdullah, Ekin Koç, yönetmen Ahmet Katıksız, yapımcı Yamaç Okur`un yanı sıra filme ilham veren Ayvalıklı Atman ailesinden Zeynep Atman da katıldı.

Törenin ardından Cunda Pazar Meydanı`nda festival konukları Sarp Dakni`nin çaldığı şarkılar eşliğinde dans ederek bir sonraki sene Başka Sinema Ayvalık Film Festivali`nin üçüncüsünde Ayvalık`ta buluşmak için sözleştiler.

 

 


8 Ekim - Dolup taşan salonlar, bitmeyen sohbetler

8 Ekim 2019

Dolup taşan salonlar, bitmeyen sohbetler

Sona yaklaştıkça sinemaseverler tempoyu daha da artırdı. Filmlerin ardından yönetmenler, oyuncular ve film ekipleriyle söyleşiler, paneller tüm hızıyla sürüyor, ek gösterimler de tıpkı önceden duyurulmuş gösterimler gibi dolup taşıyor!

Festivalin sondan bir önceki günü İzmir, Diyarbakır, Antep ve İstanbul`dan gelen öğrenciler sabaha yine atölye çalışmalarıyla başladılar. Öğrencilere yönelik atölye programı bugün Bal Ülkesi`nin görüntü yönetmeni Samir Ljuma ile açıldı.Ardından Emre YeksanDeniz TortumAnna Maria Aslanoğlu öğrencilere Yuva ve Yuva`dan esinlenerek çekilen VR film Deniz Yatağı`nın yapım sürecini ve iki filmin nasıl ortaya çıktığını anlattılar. Ayrıca festivalde kısa filmleri de yer alan Vigo Film ekibinden Arda EkşigilArda ÇiltepeOzan Yoleri,Alara Hamamcıoğlu, Semih Gülen ve Sinan Kesova öğrencilerle kısa film üzerine bir atölye yaptılar.

Festivalde günü Nuh Tepesi açtı.Yoğun ilgi sebebiyle biletlerin tükenmesi üzerine konan ek seans 10`da Vural sinemasındaydı. Akşam saat 19`da daha önceden duyurulan gösterim yapıldı. Filmin her iki seansının da ardından yönetmen Cenk Ertürk, yapımcılar Alp ErtürkŞevki Tuna Ertürk ve oyunculardan Kerem Alp Kabul sahneye çıkıp izleyicilerin sorularını yanıtladılar.

Sanat Fabrikası ise saat 14`te kısa filmcileri ağırladı. Arda Çiltepe`nin Siyah GüneşArda Ekşigil`in Tapınak ŞövalyeleriCeylan Özgün Özçelik`in Cadı Üçlemesi +13 ve Ozan Yoleri`nin Aylin adlı kısa filmleri art arda izlendi. Yoğun ilgi gören gösterimin ardından Vigo Film ekibinden Arda EkşigilArda ÇiltepeAlara HamacıoğluSinan Kesova, ve Cadı Üçlemesi 13+`nın yönetmeni Ceylan Özgün Özçelik`le filmin yapımcısı Armağan Lale sahneye çıktılar. Vigo Film`ciler pek çok şeyi ortak yaptıklarını, herkesin işin bir yanından tuttuğunu anlattılar. Arda Çiltepe Siyah Güneş`i 16 milimetre ile çektiğini ve bunun Türkiye`de 16 mm kamera bulmanın zorluğu sebebiyle hiç de kolay olmadığını, kurgu için Romanya ya da Almanya`ya gittiklerini anlattı. Yapımcı Alara Hamamcıoğlu ekibin üniversiteden tanıştığını anlattı: “Üniversiteden sonra birlikte Vigo`yu kurduk. Fakat Türkiye`de bakanlık desteği olmadan kısa film yapmak çok zor.” 13+`nın yönetmeni Ceylan Özgün Özçelik üçlemenin diğer filmlerinin 18+ adlı bir uzun metraj, bir de kendilerini öldürmeye teşebbüs eden erkekleri öldüren ve cezaevinde bulunan kadınlarla yaptıkları 15+ adlı bir deneysel belgesel olduğunu söyledi: “Uzun metraj için ailemdeki kadınlardan yola çıktım. Bizim ev hep kalabalık olur. Üç kuşaklı bir bayram kutlamasında kardeşler, teyzeler, gelinler, halalar yine konuşup duruyordu mutfakta. Onlara bakıp bu hikâyeyi anlatmak istedim. Onları ne kadar tanıdığımı, onların beni ne kadar tanıdığını düşündüm. Ama filmdeki karakterler onlardan çok farklı.” Salondan bu üçlemedeki kadınlara cadı demenin doğru olup olmadığını soran bir izleyiciye, “bu kadınlar erkeklerin yakamadığı cadılar,” diyerek yanıt verdi.

Uzun Zaman Önce`nin Vural sinemasında 16.30`daki gösteriminden sonra filmin yönetmeni Cihan Sağlam izleyicilerle buluştu. Sağlam, “Babalarına dönüşmekten korkan, buna öfke duyan, ancak bundan kaçamayan iki adamın hikâyesini anlatmak istedim. Erkeklerin zavallı dünyasında süregelen mücadelenin ötesinde kalan, sevgisizleştirilen, ötekileştirilen kadınları da resmetmeye çalıştım. Bu yirmili yaşların sonunda kendi üzerime düşündüğüm, ben bu hayatta kimim, ne yapacağım, bu ülkede nasıl bir gelecek beni bekliyor gibi büyük kaygılarla birlikte oturup tasarladığım bir fikirden ortaya çıktı. Bir gün dünya daha iyi bir yer olacaksa bunu kadınların yapabileceğine inanıyorum,” dedi.

Sanat Fabrikası`nda 16.30`da Sargasso Denizi Mucizesi`nin senaristi Youla Boudali seyircilerle buluştu. Filmin senaryosunu yönetmen Syllas Tzoumerkas`la birlikte yazan, hem de başrollerden birini oynayan Boudali, başından geçen kötü bir olay nedeniyle parlak bir geleceği varken taşraya sürülen Elisabeth karakterini, o küçük toplulukta olan biteni dışarıdan bir gözle anlatmak istedikleri için kullandıklarını söyledi. Filmdeki rüya gören yılan balıklarının filmin temeli olduğunu, her yıl Sargasso Denizi`ne gidip üremek ve özgür kalmak için doğuştan bir güdüleri olan bu balıkların, insanların hayallerine kavuşmak için özgürleşmeleri yolunda bir simge olduğunu söyledi.

Büyük ilgi gören Jim`le Tanışmak için saat 18`de Ma`adra Binası`nda bir ek gösterim yapıldı. Gösterimin ardından filmin yönetmeni Ece Ger`le izleyiciler sohbet ettiler. Filmde Jim`le tanışmaktan ne kadar memnun olduklarını belirten izleyiciler, Jim`i biraz daha iyi tanıyabilmek için Ece Ger`e sorular sordular. Ece Ger, Jim`le öğrenciliği sırasında Paris`te tanıştığını anlattı. İzleyenlerden biri, “Hayatın genel karamsarlığına rağmen Jim hepimize iyi geldi, umut aşıladı,” dedi.

Yeni Sinefiller: Yeni Mecralar, Yeni Seyirciler seçkisi kapsamında gösterilen Ağaçlardan Bahsetmek`in yönetmeni Suhaib Gasmelbari de Ayvalık`ta, saat 21.1`te Ma`adra Binası`nda yapılan gösterimden sonra yönetmen izleyicilerin sorularını yanıtladı. Film Sudan`da Ömer El Beşir`in 1989 darbesiyle başa geçmesinden önce Almanya ve Moskova gibi sineması güçlü memleketlerde sinema okumuş ve Sudan`a dönüp film yapmış 60`lı ve 70`li yaşlarını süren dört arkadaşı anlatıyor. Gasmelbari onları önceden birer efsane olarak bildiğini, filmlerini Sudan`ın dışında gördüğünü anlattı. Gasmelbari, “Darbeden önce Sudan`da sinema çok popülerdi, Hartum`da 16 sinema salonu vardı. Sinema izleyenlerin sayısı futbol maçına gidenlerden daha fazlaydı. Fakat ben çocukluğunda sinemaya hiç gitmemiş bir kuşaktan geliyorum,” dedi. Gasmelbari, salondan gelen bir soru üzerine, “Bugün dört arkadaşın kurduğu Sudan Sinema Kulübü daha da büyüdü, onlara genç insanlar katıldı. Seyyar gösterimlere devam ediyorlar, aynı zamanda sinema da yapıyorlar. Yakında Sudan`da Afrika Sinema Günleri düzenlenecek,” diye anlattı. Ayrıca bu dört arkadaşı hiç yılmadıkları için “umut filozofları” diye tanımladığını ekledi.

Görülmüştür`ün Vural sinemasındaki gösteriminden sonra yönetmen Serhat Karaaslan ve oyuncular Berkay Ateş ile Erdem Şenocak izleyicilerle sohbet etti. Karaaslan, “Senaryoyu yazarken bir yıldan fazla bir araştırma yaptım. 15 Temmuz`dan önce çok başka bir filmdi aslında, hikâye olarak da, his olarak da çok değişti. İçinden geçtiğimiz zamanın, gördüklerimizin gerçek mi, yoksa hakikati örtmek için bir yanılsamadan mı ibaret olduğu sorusunu sordum kendime,” diyerek filmin macerasını anlattı. Yapımcı Serkan Çakarer de filmde mekân olarak kullanılan hapishanenin dekor olduğunu, hapishane atmosferini yaratmak için ses tasarımında da titizlikle çalıştıklarını söyledi.

 

Sohbet

Sinefillerin temel başvuru kaynaklarından British Film Institute`un sinema dergisi Sight&Sound`un 21 yıl boyunca editörlüğünü yürüten sinema yazarı Nick James, Ma`adra Binası`nda 16.30`da hem sinefillerle hem de sinema yazarlarıyla buluştu. Yeşim Tabak`ın moderatörlüğünü yürüttüğü sohbet, yakınında da olsalar uzağında da sinemanın insanların hayatını nasıl etkilediğini düşündürdü. James Türkiye sinemasıyla tanışmasını da anlattı: “Türkiye`ye ilk geldiğimde bir yerli film izlemek üzere sinemaya gittim. Film Nuri Bilge Ceylan`ın Uzak`ıydı ve bir başyapıttı. Sonra da Reha Erdem`le bir festivalde bir araya geldik, beni yeni filmi 5 Vakit`in ertesi günkü gösterimine davet etti. `Tabii, neden olmasın,` dedim. O da bir başyapıt çıkmasın mı! Aklım uçmuştu, gördüğüm her film muhteşemdi.”

Sinemaseverler 20.30`da Eski Köylü Pazarı meydanında “Ortak Gelecek” seçkisinde yer alan Michael Cacoyannis`in unutulmaz filmlerinden Stella` izlediler.


7 Ekim - Hikâye anlatmanın aciliyeti

7 Ekim 2019

Hikâye anlatmanın aciliyeti

Ma`adra Binası`nda sabah Çiçek Kahraman ile Aziz İmamoğlu İzmir, İstanbul, Diyarbakır ve Antep`ten festivale gelen öğrencilerle kurgu üzerine bir atölye yaptı. Ardından Katriel Schory düşük bütçeli film yapımını anlattı, öğleden sonraysa Hollywood Reporter yazarı, film eleştirmeni Boyd van Hoeij film grameri hakkında bir atölye yaptı.

Sabahın ilk seansında Bal Ülkesi`nin Sanat Fabrikası`ndaki gösteriminde Hatice Muratova ve görüntü yönetmeni Samir Ljuma izleyicilerle buluştu. Ljuma, “Hatice tüm o tepeleri ve uçurumları çıkıyordu, o önümüzden koşarak gidiyordu, biz de sırtımızda ekipmanlarla onun peşinden koşuyorduk. Hatice`nin cesaretini görmek bizi de korkusuz hale getirdi,” dedi.

Saat 14.00`teyse daha Facebook yokken kendi sosyal ağını kuran, Edinburgh`da Fringe`i başlatmış Jim Haynes`in ilginç olduğu kadar ilham verici hikâyesini anlatan Jim`le Tanışmak adlı belgeselin ardından yönetmen Ece Ger ve filmin yapımcıları Nina Spilger, Efe Koç, Özcan Vardar izleyicilerle buluştu. Filmin gördüğü yoğun ilgi üzerine 8 Ekim Salı, saat 18.00`de Ma`adra Binası`nda bir gösterim daha yapılacak.

Saat 16.30`da Sanat Fabrikası`nda California Dreaming`in yönetmeni Fabrizio Maltese gösterimin ardından sahnedeydi, California City`ye üç saatlik bir araba yolculuk yaparak gittiğini ve çok şaşırdığını, çünkü bu kadar farklı bir yer beklemediğini söyledi. “Oranın fiziksel bir metafor olarak Amerikan rüyasının bugün dönüştüğü hale karşılık geldiğini düşündüm. İki sene içinde toplam 5, 6 ay orada kaldım, insanlarla tanıştım ve yavaş yavaş hikâyeyi kurmaya başladım. Bence filmin en önemli parçalarından birisi müzik, çünkü müziğin sadece arka planda bir atmosfer kurucu olarak işlemesini değil, hikâyeyi anlatan unsurlardan birisi olmasını istedim. Emre Sevindik gerçekten mükemmel bir iş çıkarttı. Benim için asıl umut hikâye anlatmanın aciliyetini hissedip hemen anlatmak,” diyerek filmine dair düşüncelerini izleyicilerle paylaştı.

Saat 19`da Vural sinemasında Yuva filminin yönetmeni Emre Yeksan gösterimden sonra izleyicilerin sorularını yanıtladı. Yeksan filmin Ayvalık`ta gösterilmesinin kendisi için önemli olduğunu söyledi: “Filmi ilk yazdığımda Kazdağları`ndan etkilenmiştim. Altı sene önce Kazdağları`na bakmak için buraya geldim, o sırada Ayvalık`a da uğramıştım. Fakat filmi İğneada`da çektik, nihayet 6 sene sonra filmi göstermek için buradayım.”

Ozan Yoleri`nin kısa filmi Aylin ve Burak Çevik`in Aidiyet`inin peş peşe gösterimlerinin ardından Aidiyet`in başrol oyuncusu Eylül Su Sapan izleyicilerle sohbet etti. “Filmde dışarıdan görünen bir olayı içeriden tekrar görüyoruz. Bunu neden yaptı, nasıl ilerledi ve aidiyet ne demek, bu filmde önemli olan bu konular,” diyerek filme dair düşüncelerini anlattı. “Aslında bu olay gerçekten yaşanmış olduğu için biz onu kurmaca olarak oluşturmaya çalıştık,” diye ekledi.

 

Panel

“60`ların Düşleri Buhar mı Oldu?” seçkisinde yer alan Alain Tanner ve John Berger`ın senaryosunu birlikte yazdığı ve Tanner`in yönettiği 2000 yılında 25 Yaşına Basacak Olan Yunus saat 12`de, Danny Boyle`un Beatles güzellemesi komedi filmi Yesterday ise saat 14`te Ma`adra Binası`nda gösterildi. Gösterimlerin ardından yazar ve müzik yazarı Naim Dilmener`le yazar ve müzik yazarı Derya BengiAntonio Cosentino`nun sergisinin sürdüğü ofiskafe`de bir konuşma yaptılar. Bu iki filmden yola çıkıp tarihin özel on yılı 60`ların ardından parçalanan, ama asla yok olmayan umutlar üzerine konuştular. Bengi, Tanner`in filmini, “dünya sinemasında yapılmış en incelikli 68 muhasebesi olması sebebiyle,” seçtiklerini söyledi. Konu Türkiye`den örneklerle tartışıldı. Dilmener Ecevit`in umut olduğu günlerden örnek verdi, bunun kültürde yarattığı dinamizmi anlattı. Konuşmada 70`lerden Gezi`ye kadar Türkiye`deki sol hareketin temel taşlarına değinildi.

Açıkhavada sinema serisinde Eski Kız Meslek Lisesi bahçesinde gösterilmesi planlanan Federico Fellini imzalı Dr. Antonio`nun Baştan Çıkışıhava muhalefeti nedeniyle 9 Ekim Çarşamba günü saat 18.00`de Ma`adra Binası`nda gösterilecek.


6 Ekim - Kadınlar artık susmayacaklar!

6 Ekim 2019

Kadınlar artık susmayacaklar!

Festivalin üçüncü günü sürprizlerle doluydu! Festivalcilerin akşam yemeğinde Bal Ülkesi`nin başkahramanı Kuzey Makedonya`nın yegâne yaban arısı yetiştiricisi Hatice Muratova Sarımsaklı`da yaşayan ve yıllardır görmediği akrabalarını buldu. Kavuşma ânı şahit olan herkesi duygulandırdı. Aynı esnada başka bir masada Kız Kardeşler filminin başrol oyuncularından Ece Yüksel 22 yaşına bastı.

Festival güne öğrencilere yönelik atölyelerle başladı. Ve Sonra Dans Ettik`in yönetmeni Levan Akin, başrol oyuncusu Levan Gelbakhiani, yapımcısı Ketie Danelia ve dünya dağıtımcısı Totem Films`den Berenice Vincent İsveç-Gürcistan ortak yapımı filmin macerasını anlattılar. Ayrıca 2 Soruda ekibinin sorularını yanıtladılar. Üniversitelerin 2 Soruda ekibi festivalde köşe bucak dolaşmayı sürdürüyor. Ayrıntılar festivalin Facebook hesabında.

Günün ilk filmi saat 10`daki ek gösterimde izleyicilerle buluşan Kız Kardeşler`di. Filmin yönetmeni Emin Alper, yapımcısı Nadir Öperli ve başrol oyuncularından Ece YükselHelin Kandemir, Kayhan Açıkgöz ve kurgucu Çiçek Kahraman seyircilerin sorularını yanıtladılar. Ve Sonra Dans Ettik`in Vural sinemasında 12`deki gösteriminin ardından filmin yönetmeni Levan Akin ve başrol oyuncusu Levan Gelbakhiani`yle yine hararetli bir sohbet vardı. Gelbakhiani, kendisi de bir modern dans sanatçısı olduğu için filmi çekerken çocukken yaptığı danslara geri döndüğünü söyledi. Yönetmen Akin ise, “Levan`ın suratı çok farklı ifadeleri taşıyabiliyor, kamera onun yüzünü sevdi, bizim çekim sürecimiz de bir tür belgesel gibi oldu,” dedi. Sözlerini, “filmde kişisel bir aşk hikâyesi var, evet ama bu aşk hikâyesinin dönüştürücü bir gücü de var,” diye sürdürdü.

Ortak Gelecek başlıklı seçkide yer alan Syllas Tzoumerkas`ın yönetmenliğini üstlendiği Sargasso Denizi Mucizesi`nin senaristi ve başrol oyuncusu Youla Boudali 14.00’te Sanat Fabrikası`ndaki gösterimden sonra izleyicilerin sorularını yanıtladı. Film için hem Yunanistan`ın hem de Avrupa`nın en yoksul alanlarına gittiklerini, iki güçlü kadının hikâyesini anlatmak istediğini söyledi. “Biz bu hikâyeyi farklı akışları bir araya getirerek oluşturduk. Yılan balıklarından ilham aldık, yılan balıkları hayatlarını sürdürebilmek için yaşadıkları alanı değiştirmek zorundaydılar, biz de hikâye için bundan esinlendik,” diyerek filmin arka planını izleyicilerle paylaştı. Yine saat 14.00`te Vural sinemasında izleyicilerin yoğun ilgi gösterdiği bir başka belgesel Pelin Esmer`in Kraliçe Lear`ıydı. Sinemaseverlerin, Esmer`in on yıl önce çektiği Oyun`dan aşina olduğu Mersin Arslanköylü kadınlar Behiye YanıkCennet GüneşÜmmü KurtZeynep Fatih ve Hüseyin Arslanköylü ile yapımcı Dilde Mahalli Vural sinemasındaki gösterimin ardından izleyicilerin sorularını yanıtladı. Kadınlar bu cesareti nerden buldunuz sorusunu, “Bu cesareti arsızlıktan aldık,” diye yanıtlayarak büyük alkış topladılar. Sözlerini “Biz köylerden daha çok tiyatro oyunu çıksın istiyoruz, onlar da yapsın, köy yerinde ezilen kadın çok,” diye sürdürdüler.

California Dreaming`in saat 16.30`da Ma`adra Binası`ndaki gösteriminin ardından filmin yönetmeni Fabrizio Maltese izleyicilerle buluştu. Filmdeki hikâyeyi hüzünlü bulduğunu söyledi. Sözlerine, “Belgesel çekmek çok ilginç, bu insanların hayatlarına dahil olduğum için kendimi şanslı sayıyorum. California City`nin tarihi beni çok etkiledi, çünkü Amerikan rüyasının en parlak hallerinden günümüze nasıl taşındığını gösteriyordu,” diyerek devam etti. Ayrıca günün birinde Ayvalık`ı yakından tanımayı ve bir film çekmek istediğini söyledi.

Küçük Şeyler`in gösteriminden sonra yönetmen Kıvanç Sezer, oyuncular Başak ÖzcanAlican Yücesoy sahneye çıkıp izleyicilerle sohbet etti. Kıvanç Sezer, “Aslında evlilik üzerine bir drama yazma fikri üçlemenin ilk filmi Babamın Kanatları`ndan önce aklımda vardı. Evlilikteki, bir musluktan varoluş meselesine gidebilen tartışmalar ilgimi çekiyordu. Üçlemenin ilk hikâyesi Billur Köşk konutlarının inşaatından çıktı. İkincisi oradan ev alan bir çiftin, sonuncusu da orada ev yapan müteahhidin hikâyesi” dedi. Ayrıca filminin özellikle beyaz yakalı erkeklere hayatlarını sorgulatmayı amaçladığını belirtti.

Ma`adra Binası’nda 19 seansında peş peşe gösterilen Bir Aile Filmi ve Şehir`in yönetmenleri Uğur Bayazıt ve Merlyn Solakhan gösterimden sonra hem izleyicilerle hem de kendi aralarında iki film üzerine konuştular. 1983 senesinde çekilmiş ve gününü sorgulayan Şehir`in yönetmeni Merlyn Solakhan nostalji duygusuna uzak bir iş yaptığını söylerken, Uğur Bayazıt ailesinden kalan 70`li yıllara ait, 8 mm kamera ile çekilen aile filmlerini tamamen nostalji duygusuyla montajladığını anlattı.

Saat 19.00`da Sanat Fabrikası`nda Bal Ülkesi filminin gösteriminde belgeselin kahramanı Hatice Muratova ve görüntü yönetmeni Samir Ljuma izleyicilerle buluştu. Filmden sonra salona giren Muratova ayakta alkışlandı ve seyirciler için bir de türkü okudu. Filmcilerin kendine nasıl ulaştığı sorulduğunda “Onları ben buldum,” diye cevap verdi. Kendi topladığı ballardan bir kavanozu da seyircilere tattırmak için yanında getirmişti.

21.15`te Onun Adı Petrunya`nın yönetmeni Teona Strugar Mitevska soruları yanıtlamak için Vural sinemasındaki gösterimin ardından sahnedeydi. Filmin çıkış noktasının gazetede okuduğu gerçek bir hikâye olduğunu, aslında tüm kadınların birer Petrunya olduğunu söyledi. Bu yıl Ocak ayında filmin çekildiği kasabada yine bir genç kızın suya atlayarak pederin attığı haçı sudan çıkardığını ve bu kez pederin buna karşı çıkmayarak haçı genç kadına verdiğini söyledi. Mitevska, “Bu film belki de toplumda kadının yeri açısından ufak iyileşmeler konusunda bir umut olabilir,” dedi.

Panel

Günün ilk paneli saat 14.30`da Ma`adra Binası’ndaydı. "İklim Krizi Ortak Geleceğimizi Nasıl Etkileyecek?" başlıklı panelde Ömer Madra, Yunanistan`dan Iason Paschalidis-Gerostergiou ve Ayvalıklı genç iklim aktivisti Ege Edman, Açık Radyo`dan İlksen Mavituna`nın moderatörlüğünde konuştular. Iason Paschalidis-Gerostergiou pek çok şeyi paylaşan iki ülkenin bu mücadeleyi de birlikte yürütebileceğini vurguladı. Ege Denizi`ni ayrı ayrı kirletmek yerine birlikte temizlemenin mümkün olduğunu söyledi. Konuşmasının sonunda hepimizin iklim isyancıları olması ve bir araya gelmesi gerekiyor, dedi. Ardından Ayvalık`taki “Gelecek için Cuma” eylemcilerinden Ege Edman mümkün olan her Cuma grev yaptığını söyleyerek hareketin nasıl başladığını ve sürdüğünü anlattı. İklim krizinin etkileri üzerine uzun yıllardır düşünen ve yayın yapan Açık Radyo kurucusu Ömer Madra durumun çok kritik olduğunu, fakat çok iyi gelişmelerin de yaşandığını, geçen Eylülde çoğunluğu çocuk ve gençlerden oluşan 7 milyon kişinin iklim için sokağa çıktığını ve organizatörlerin, “bu daha başlangıç, bir yere gitmiyoruz” demesini ne kadar memnun edici bulduğunu anlattı.

Günün ikinci paneli, “Yeni Sinefiller: Yeni Mecralar, Yeni Seyirciler” bölümü içinde yer alan “Nasıl Yapıyorlar?”, Hollywood Reporter sinema yazarı Boyd van Hoeij`in moderatörlüğünde yürütüldü. Boyd Van Hoeij söze “5 yıl önce hiçbirimiz bu dijital platformları tahmin edemezdik, sizce 5 yıl sonra nerede olacağız?” diye sorarak girdi. Yakında 10 dakikalık içerikler yayınlayan bir platformun tasarlandığını belirtti. Dafna Levin ise, “Benim eğitimim sinema üzerine, televizyon üzerine değil, ama hep televizyonda çalıştım. Daha uzun hikâyeler olabilir, kesilmiş uzun hikâyeler ilgi çekebilir,” dedi.

Panelin konuşmacılarından festivalde Cadı Üçlemesi 13+ adlı kısa filmi de gösterilen Ceylan Özgün Özçelik, bağımsız sinemada kimsenin artık hiçbir şekilde fon almadan film yapamadığını anlattı. Bu alanda büyük yönetmenler olduğundan ilk kez film yapan yönetmenlerin çok zorlandığını söyledi. Sözlerini, “Bir dağıtımcı filmimizi almayabilir, bu yüzden birçok festivalde yer almaya çalışıyoruz. Kaynaksızlık üretimi güçleştiriyor, bu da izleyiciyle buluşmayı zorlaştırıyor,” diye sürdürdü. Çiçek Kahraman`sa, “Bir Bela Tarr Netflix`te nasıl yayınlanabilir, tablette ya da televizyonda bu olmaz. Bir de böyle bir boyutu var işin,” dedi. Sözlerini, “Diziler klasik televizyonda sürekli çekilip yayınlanıyordu, devamlı yaşayan bir süreçti, ama dijital platformlarda 5 haftada, diyelim, 8 bölüm çekiliyor ve güncel bir olayla ilgili referans veremiyorsunuz,” diye sürdürdü, ayrıca, “Şu an Netflix ile çalışıyorum 5 yıl önce Netflix dizisi çekeceğimi aklıma gelmezdi,” dedi.


5 Ekim - Eski ile yeni çatışıyor mu, ortaklaşıyor mu?

5 Ekim 2019

Eski ile yeni çatışıyor mu, ortaklaşıyor mu?

Başka Sinema Ayvalık Film Festivali açılış günü patlayan fırtınanın ardından kâh güneşli kâh bulutlu ama festivalciler açısından yoğun bir gün geçirdi. Hava koşullarına rağmen bazı konukların denize bile girdiğini duyduk!

Atölyeler

Festival, güne öğrenciler için hazırlanan atölye programıyla başladı. Kültür için Alan desteğiyle İzmir, İstanbul, Gaziantep ve Diyarbakır’dan gelen üniversite öğrencileri ilk atölyede Katriel Shory, Gülin Üstün, Olena Yershova`yla film geliştirme, Köprüde Buluşmalar ve Antalya Film Forum gibi ortak yapım platformları, hikâye anlatma ve Dafna Levin`le de uluslararası alanda başarılı olmak için yerel hikâyelerin önemi üzerine çalıştılar. Atölyenin akabinde İki Soruda serisinin ilkini de başlattılar. Serinin ilk mahsulleri 2 Soruda Yapımcılık Atölyesi ve 2 Soruda Senaryo Atölyesi başlığıyla festivalin Facebook hesabından yayınlandı. Herhangi bir köşede İki Soruda serisiyle festivalcilerin karşısına çıkabilirler.

Gösterim sonrası söyleşiler

Sinemaseverlerin doldurduğu salonlar gösterimlerin ardından da boşalmadı, yönetmenler, oyuncular ve film ekipleri izleyicilerden gelen soruları yanıtladılar. 12.00`de Vural sinemasındaki Peri, Ağzı Olmayan Kız filminin gösteriminden sonra yönetmen Can Evrenol, filmin başkahramanı çocuklar Elif Sevinç, Denizhan Akbaba ve Özgür Civelek sahnedeydi. Evrenol, “Çocuk hikâyesini belgesel gibi çekmek istedim. Filistin`de harabelerin arasında dolaşan çocukları çekiyormuş gibi yapıp aynı zamanda bir masal anlatarak tezat yaratmak istedik. Hem gerilla bir tarzda, hem masalsı hem Hollywood`vari post-apokaliptik bir şey çıktı ortaya. Filmi tıpkı arkadaşım ya da çocuğum gibi çok seviyorum,” dedi.

Ardından saat 14.30`da yine Vural sinemasında, bu yıl festivalde KAV Yılın Yönetmeni Ödülü’nün sahibi olan Emin Alper`in Kız Kardeşler filmi gösterildi. Gösterimin ardından Emin Alper’le birlikte filmin yapımcısı Nadir Öperli ve başrol oyuncularından Ece Yüksel, Helin Kandemir, Kayhan Açıkgöz ve kurgucu Çiçek Kahraman seyircilerin sorularını yanıtladılar. Emin Alper ilham kaynağının tamamen yerel olduğunu, fakat bir yere sıkışıp kalmanın, daha iyi bir hayat umudunun evrensel bir konu olduğunu söyledi. Besleme hikâyesinin on yıldır aklında olduğunu, filmin son dönemlerde yükselişe geçen kadın hareketiyle zamanlama olarak denk düşmesinin tesadüfi olduğunu belirtti.

Yeni Sinefiller: “Yeni Mecralar, Yeni Seyirciler” seçkisinde yer alan Renkli-Türkçe`nin yönetmeni Ahmet Çadırcı, senaristi ve oyuncusu Osman Cavcı, gazeteci Daniela Sannwald ve festival danışmanı Fatih Özgüven, saat 19`da Ma`adra Binası`nda yapılan gösterimin ardından kısa bir söyleşi gerçekleştirdi. Yönetmen Ahmet Çadırcı, “Bu film için 98 yılında Osman Cavcı`yla birlikte çıktık yola. Başrol için Hale Soygazi`yle, Şahika Tekand`la görüştük. Şahika Tekand bize o dönemin yıldızlarından bir oyuncuyla çalışmamızı önerdi, onların da var olduğunu gösterecektik böylece. Nilüfer Aydan`la anlaştık. O süreçte 12 Eylül döneminde erkek yönetmenlerden çok kadın seks yıldızlarının sorgulandığını öğrendik,” diyerek filmin macerasını anlattı. Fatih Özgüven, “70`lerde ve 80`lerde ideolojisi olan filmler, hep bir kesimi lümpen proletarya diyerek küçümserlerdi. Lümpen proletarya çocukluğumun küfür lafıydı, ne işçi sınıfıydı, ne burjuvaydı. Ben Renkli Türkçe`yi Yılmaz Güney`in 80 başında bitiremediği ve Atıf Yılmaz tarafından bitirilen Zavallılar filmine çok benzetirim. Zavallılar`da da aynı lümpen proletaryayı anlatma endişesi vardır,” dedi.

Vural sinemasında suarede gösterilen ve büyük ilgi gören Oray`ın ardından yönetmen Mehmet Akif Büyükatalay ve oyuncular Zejhun Demirov`la Cem Göktaş izleyicilerle hararetli bir sohbete daldılar. Büyükatalay, Almanya’da doğup büyüdüğünü ve kendi deneyimlerini izleyicilere yansıtmak istediğini söyledi, “Almanya`da İç Anadolu`dan gelenlerin yaşadığı yerde yaşadım. Filmimle oryantalist bakış açısına denge sağlamaktı amacım, belgesel tarzı çekmek istedim. İslam çok duygusal bir konu, ben de eleştirip yargılamadan bir film çekmek istedim. Almanya`da durum buradakinden farklı, erkeklerin oluşturduğu kayıp dediğim gençleri anlatıyorum,” diyerek filmine dair düşüncelerini izleyicilerle paylaştı.

Sanat Fabrikası 21.15`te Ve Sonra Dans Ettik`in yönetmeni Levan Akin, başrol oyuncusu Levan Gelbakhiani, yapımcısı Ketie Danelia ve filmin dünya dağıtımcısı Totem Films`den Berenice Vincent’ı ağırladı. Filmin ardından yapılan söyleşide Levan Akin filminin çıkış noktasının 2013 yılında izlediği, 50 gencin Gürcistan`daki ilk onur yürüyüşünü gerçekleştirmek isterken muhafazakârlar tarafından saldırıya uğramasına dair bir haber olduğunu söyledi. Avrupa Birliği`ne girme sürecindeki ülkede toplumun dünyadaki pek çok yer gibi ikiye bölündüğünü, gençlerle eski Sovyet propagandası etkisi altındaki daha yaşlı ve muhafazakâr kesimin arasındaki uçurumun açıldığını söyledi. Anneannesi Sinop`ta yaşadığı için Türkçe de bilen Akin, müziğin kendisi için çok önemli olduğundan, son dönemde sürekli Gaye Su Akyol dinlediğinden de bahsetti.

Panel

Festivalin Yeni Sinefiller: Yeni Mecralar, Yeni Seyirciler başlıklı bölümü kapsamında saat 16.30`da Ma`adra Binası’nda düzenlenen ilk paneli “Nasıl Seyrediyorlar?” yoğun ilgi gördü. Fatih Özgüven`in moderatörlüğü üstlendiği panelin konuşmacıları akademisyen Umut Tümay Arslan, Pay TV dış alım sorumlusu ve yönetmen Uğur Bayazıt, ressam Antonio Cosentino ve gazeteci Elçin Yahşi`ydi. Panelin ilk konuşmacısı Elçin Yahşi, bir sinefil olarak İstanbul`da Sinematek ve İstanbul Film Günleri’yle başlayıp çeşitli festivallere uzanan, ardından videokaset döneminden geçip, DVD`lere, blu-ray`lere ve bugünse dijital sinema platformlarına uzanan, yıllar içinde değişen film izleme tecrübesini anlattı. Bugün eskisi gibi toplanıp birlikte film seyretme alışkanlığının küçülen ekranlarda tek başına filme gömülerek izlemeye evrildiğinden bahsetti. Ardından Antonio Cosentino kendisine ilham veren ve aslında resimden önce hayatına giren filmlerin belirleyiciliğinden bahsetti. Filmlerle kurulan ilişkinin sadece filmin izlendiği andan ibaret olmadığını, hatta film izlemenin bir tür arama biçimi de olduğunu söyledi. Yıllar sonra müzisyen babasına eski filmlerde rastlayınca yaşadığı hayret duygusunu anlatarak sinemanın insanı beklenmedik durumlarla karşılaştırma ihtimalini vurguladı. Uğur Bayazıt dijital platformların artmasının safi yeniliğe işaret etmediğini, sinema salonunda gösterildiğinde en çok ilgi gören filmlerin sinemanın köşetaşı eski yapımlar da olabildiğini söyledi. Umut Tümay Arslan internet sinefilliğinden ve bu yeni biçimin aslında yeni yollar açtığından söz etti, bu nedenle muhafazakâr olmamayı önerdi. Söyleşide Girish Shambu`nun yakında Yort Kitap tarafından Türkçede “Yeni Sinefili” adıyla yayımlanacak kitabına da atıfta bulunuldu.

Açıkhavada Sinema

Festivalin ilk açıkhava gösterimi 20.30`daArmutçuk Düğün Alanı’nda gerçekleşti. David Lynch`in Mulholland Çıkmazı filmi Yeni Sinefiller: Yeni Mecralar, Yeni Seyirciler başlıklı seçki kapsamında gösterildi.


4 Ekim - Fırtınalı Açılış

4 Ekim 2019

Fırtınalı Açılış

Başka Sinema Ayvalık Film Festivali fırtına gibi bir açılış yaptı! Ayvalık Amfitiyatro`da yapılması planlanan açılış töreni meteorolojiden gelen haberler ve Ayvalıklı balıkçıların ve denizcilerin uyarılarıyla Vural sinemasına alındı. Açılış filmi Pedro Almodóvar`ın Acı ve Zafer`i de festivalin sinema salonları Sanat Fabrikası ve Ma`adra Binası`nda gösterildi.

Kariyo & Ababay Vakfı`nın her yıl Başka Sinema Ayvalık Film Festivali`nde verdiği KAV Yılın Yönetmeni Ödülü`nün sahibi bu sene Kız Kardeşler filmiyle Emin Alper oldu. Emin Alper ödülünü KAV`ın kurucularından Sami Kariyo`dan aldı.

Açılış töreninin ardından Kız Kardeşler`in film müziklerini yapan ve bu yıl İstanbul Film Festivali`nde En İyi Özgün Müzik dalında Nikos Papaioannou ile birlikte ödül alan Giorgos Papaioannou, Yunanistan`dan Christos Barbas, Midilli`den Vassiliki Papageorgiou ve Ayvalık`tan Serdar Ateşer festivalin buluşma mekânlarından Kraft`ta bir konser verdi. Elektrikler fırtına dolayısıyla arada bir kesilse de müzik kesilmedi.

Antonio Cosentino`nun “Ellerin Havada, Keşke Hep Öyle Kalsa” başlıklı sergisi açıldı. Cosentino`nun sinemadan ilham alarak yaptığı resimleri bir araya getiren sergi festival boyunca 10.00-19.00 saatleri arasında ofiskafe`de görülebilir.